Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Eren Tüm
Eren Tüm

BEGONVİL

Kafamı kaldırdım. Gökyüzünde bir nokta süzülüyor gibiydi. Bulunduğum yerden uzakta, bir köşede Sezen’in o meşhur “Begonvil” şarkısı çalıyordu. 

“Kaç kişiyiz savunan sevdayı… Bu kadarına razıysan yaşa gitsin…”* 

Sahi, kaç kişiydik sevdayı savunan? Ya da sevdamızı savunmak zorunda mıyız? “Sevda benim; kime ne?” diyemiyor muyuz? 

Belki de bunun nedeni, birileri tarafından çizilmiş sınırların içinde körebe oynar gibi yaşamamızdır. İlerliyoruz ağır aksak; çarpa çarpa yürüyoruz. Gözlerimizi açmak istemiyoruz. Açtığımızda başkalarının gerçekliğiyle karşılaşacağız çünkü. Otuz iki dişlerini sergileyerek, ellerinde çekirdekle bizi bekliyor olacaklar. Parmaklarını sağa sola hareket ettirerek “cız” olacağımızı söyleyecekler. Onun için gözleri kapalı yürümek daha da anlamlı geliyor.  Çünkü gözlerimizi açtığımız anda ilk karşılaşacağımız kişiler de onlardır.  

İşte o parmak sallayanlar da çoğu zaman, mahallenin yangınından kül kapmaya çalışan insanlardır. O külü bir kavanozun içine koyar, uzunca izlerler. Sonra içlerine bir ferahlık çöker. “İyi ki bizim başımıza gelmedi”, “Tabii ki dikkat etmezsen böyle olur”, “Akılsız başın cezasını çekersin böyle”gibi cümlelerle içlerinin yağı erir. Mutsuz hayatlarında gurur duyacakları bir sebep bulurlar. 

Dış kapının mandalı olmak daha kolaydır böyleleri için. Kendi iplerindeki çamaşırın tertemiz olduğuna inanır, başkasının çamaşırına bulaşan çamuru kınarlar. O çamuru kendilerinin attığını da unuturlar. Zira bunlar; çocukluğunda bir kere bile başkasının ağacından meyve koparmamış, başkasının ziline basıp kaçmanın heyecanını yaşamamış, attığı top başkasının camını kırmamış, akşam ezanı saatini kaçırmamış, suyla oynarken üstünü kirletmemiş, kendi yarattığı gölünde teknesini yüzdürmemiş insanlardır. 

İşte tam da bu yüzden; kerameti kendinden menkul olan, her zaman sıkıcı ve ruhsuz hayatlarında debelenen bu insanlara açıklama yapmak istemiyorum. Sevdam kendi içimde serpildi, boy verdi, büyüdü. Serpilirken kimseye sormadım. Boy verişine yalnız ben tanıklık ettim. Bir çocuğun ilk adımlarına şahit olan anne baba gibi heyecanlandım. 

Şimdi büyüdü. Engin denizlerde dolaşmak istiyor. Rüzgâra göre yön değiştirmek istemiyor sevdam. Çünkü o bir yelkenli değil; esen her rüzgâra göre biçim değiştirecek kadar kırılgan hiç değil. Başı dik, mağrur ilerlemeli. 

Ama itiraf etmeliyim ki bir yanım yürümek istiyordu, bir yanım betonda sabitlenmek. Yürüdükçe şarkının sesi usul usul uzaklaşıyordu. Kaldığımda ise belki de betonda çiçek açacaktı. Dudaklarım çoktan şarkıya eşlik etmeye başlamıştı bile: 

“…Sen şimdi gerdanını maviye, göğsünü bir yelkenliye, gönlünü ilk önüne çıkan yaz seferine bağlamışsındır…”** 

*,** Sezen AKSU, Begonvil 

 

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER