Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Tufan Dalgıç

YÜZDE 20 KİMİN YÖNETECEĞİNİ BELİRLER

Türk siyaseti çok partili hayata geçişle birlikte seçmen tabanını da hızlı bir şekilde oluşturdu. Sık sık duyduğumuz “Oyların yüzde 30’u sol yüzde 70’i sağ” söylemleri ya da “Biz dededen Adalet Partiliyiz” anlayışı bu tabanı anlamaya ya da anlatmaya örnek olarak gösterilebilir. Siyasi tarihe baktığımızda konsolide olmuş oyların dışında kalan seçmenin her zaman iktidarı belirlediğine tanık oluyoruz. Bu oy oranı bana göre yüzde 20’ler civarı. Evet, aslında ülkeyi kimin yöneteceğine eğilimleri ve anlayışları değişkenlik gösteren yüzde 20 karar veriyor. Bir siyasi parti için önemli olan kendi tabanının dışında bu yüzde 20’lik kitleden oy alabilmek ve buradaki oranını yükseltebilmek.  Birçok kez duyduğumuz kararsız seçmen de yukarıda yüzde 20 olarak açıklamaya çalıştığım kitlenin içinde bulunuyor. Bu kitle ülkede yaşananların, ekonomik durumun yanı sıra siyasi lidere göre hareket ediyor. İdeolojik oy kullanmıyor. Ülkenin içinde bulunduğu durumu değerlendirerek ve gündelik olayları temel alarak tercihini belirliyor. Bu kitle için partiden daha önemli olan lider. Zaten biz doğu toplumu olarak ideolojiden daha çok liderin kim olduğuna, ne yaptığına bakarız…

SİYASETTE İYİ HESAP YAPMAK…

2 seçimdir Cumhurbaşkanlığı Sistemiyle birlikte hayatımıza ittifaklar girdi. İttifakların oluşumundan öte seçmeni nasıl etkilediğini iyi analiz etmek gerekiyor. İşte tam bu noktada Cumhur İttifakı her zaman bir adım önde. Kısaca şöyle düşünün geçtiğimiz seçimlerde MHP AK Parti listelerinden seçime girseydi ülke genelinde aldığı yüzde 10,07 oy oranının tamamını AK Parti’ye yönlendirebilir miydi? İşte tam bu noktada MHP ve AK Parti’nin seçime ayrı olarak girmesinin ittifaka getirisini sizlere anlatmaya çalışacağım. Uzun yıllardır ülkeyi yöneten, ekonomik durum düşünüldüğünde tepki alan bir AK Parti’de oy kaybı elbette olacak ama bu oyların gideceği noktayı belirlersen işte o zaman tüm seçimleri kazanırsın. Dolayısıyla AK Parti MHP ile ayrı bir şekilde seçime girerek kendisine gelmeyecek oyları ittifak ortağına yönlendirmiş oldu. Seçim öncesi yüzde 6-7 olarak düşünülen MHP yüzde 10 oy aldı. Bu oyların büyük bölümü AK Parti’den kaçan ancak sağcı, muhafazakâr, milliyetçi oylardı.  Bu planı hiçbir şekilde algılamayan Millet İttifakı seçime İYİ Parti dışında tam kadro CHP çatısı altında girdi. Gelecek, Deva ve Saadet Partileri MHP gibi AK Parti’den kaçan oyları alabilecekken birkaç milletvekili derdine düşerek alternatif olma şansını kaybetti. 

MİLLETVEKİLİ HESABINI YANLIŞ YAPMAK

Son dönemde Balıkesir’de CHP’nin 4. milletvekilini 3 bin oyla kaybettiği gibi bir yanlış algı daha doğrusu yanlış bir hesap var. Alınan oylara baktığımızda milletvekilleri D’Hondt Sistemi ile belirleniyor. Bu sisteme göre ise son yani ilin 9’ncu milletvekilini MHP 74 bin 778 oy ile çıkarmış. Yapılan yanlışlık CHP’nin aldığı 287 bin oyu 4’e bölerek 71 bin 750 rakamına ulaşarak aradaki farkı 3 bin 28 olarak yorumlamak. Oysa burada sistem bölerek devam ettiği için aslında CHP’nin 9’ncu milletvekili çıkartmak için 12 bin 116 oya ihtiyacı var.  Örneğin Balıkesir’de İYİ Parti’den 12 bin 116 seçmen CHP’ye oy atmış olsaydı. İYİ Parti yine tek milletvekilinde kalacak, CHP ise MHP’nin çıkarmış olduğu 9’ncu vekili alacaktı. Başka bir bakış açısı sunacak olursak CHP’den 16 bin 382 oy İYİ Parti’ye gitmiş olsaydı ilin 9’ncu, kendisinin 2. vekilini bu kez İYİ Parti çıkarmış olacaktı. Kâğıt üzerinde hesap yapmak ihtiyaçları belirlemek kolay ama seçmeni bir noktaya her şeyi okuyarak yönlendirebilmek imkânsız.   

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç