Erdem ÖZCAN
1986 yılından itibaren yazılarımın yayınlandığı Bandırma Gürses Gazetesi’nin 12 Aralık Perşembe 2002 tarihli sayısında “Bir Tarih Nasıl Parçalandı”başlığı altında yayımlanan köşe yazım o tarihte olduğu gibi bugün de dikkatimi çekti ve “Vay anasını, neler olmuş yahu!..” demeden edemedim.
O güzelim 2000 yıl eski mermer heykelin başına gelenler!..
Çok ilginç bir konu olan yazımın önce özetini yazayım:
Yıl 1983…Bir çiftçinin tarlasında çok güzel tarihi bir heykel çıkıyor.O heykel önce Hükümet bahçesine getiriliyor.Sonra bir çay bahçesi önüne konuluyor. Bir ara bahar temizliği yapan ve gerekli yerlere badana yapan bir işçi, o bembeyaz mermer heykeli yeşil boya ile badanasını yapıyor .Sözde temizlik yaptığı heykel alel acele boyası temizlenerek itfaiye deposuna konuluyor. Daha sonra Bandırma Müzesi heykeli istiyor.
Önce heykel verilmek istenmiyor daha sonra bir araçla gönderiliyor.
Ancak heykel tam ortadan kaidesiyle birlikte kırık bir şekilde müzeye getiriliyor.
Heykel depoda mı, yoksa yükleme veya yolda mı kırıldı orası meçhul…
İşte bu özetini yazdığım köşe yazısının şimdi tamamını yazıyorum

BANDIRMA GÜRSES GAZETESİ 12 Aralık Perşembe 2002
Belkız Köyü’nden çiftçi Ali Gedik’in tarlasında yaptığı kazı sonunda bulduğu heykel Kyzikos’da o güne kadar bulunan en değerli en güzel eserlerin başında geliyordu…
2 metre boyunda yaklaşık 74 santim kalınlığındaki mermer heykeli bulan Ali Gedik yetkililere haber verdikten sonra heykel Belkız Köyü’nden Erdek’e getirilerek Hükümet binasındaki açık hava müzesine yere yatık bir şekilde konuldu.
Evet 2 bin yıl sonra sapasağlam bulunan heykel Belkız köyünden yine sağlam şekilde Erdek’e getirilerek açık hava müzesine konuluyor,
Müze birden zenginleşti..Tanrıça Attis heykeli çok sayıda ziyaretçinin akınına uğradı; heykel göz kamaştırıyordu.
Daha sonra çay bahçeleri önünde aslına uygun biçimde ayakta duracak şekilde konuldu. Ve şimdi Tanrı Attis çok daha güzel görünüyordu.
Bu güzel heykelin fotoğrafını çekmeden edemezdim. İyiki de çekmişim. Ne bilirdim sözde koruma altındaki heykelin 17 yıl sonra kırılacağını…
Heykelin başına ne geldiyse zaten bundan sonra geldi…


O ünlü Marmara mermerinden yapılan heykelin bembeyaz, yani orijinal haliyle fotoğrafını çektikten bir süre sonra yeşilimtrak renge boyandığını görünce “hayırdır inşallah ne oldu ki buna?” diye hayret ettim.Sonra da fotoğrafını çektim.
Peki ne oldu da Tanrı Attis birden renk değiştirdi?…Sorduğum bir kişi aynen şöyle cevap verdi:
Belediye bahar temizliği başlattığı sırada sağı-solu boyayan bir işçi herhalde daha renkli görünsün diye onu da boyayıvermiş!…
Daha sonra boyandığı farkına varılan heykel temizlenmeye çalışıldı ama bembeyaz görünümünden çok şey kaybetmişti…
Derken bir gün heykelin yerinde yeller estiğini görünce tamam dedim galiba heykeli yürüttüler!…
Bereket yürütmemişler , çalınabilir endişesiyle itfaiyenin deposuna kaldırmışlar.
Olayı haber yapan Abduraman Öz, Basri
Yani 2 bin yıl toprak altında kalan ATTİS gün yüzüne çıktığına sevinemedi!… İtfaiyenin deposunda tekrar karanlığa gömülen Attis 17 yıl burada kaldı.
SONRA NE OLDU?
Heykelin başına ne geldiyse asıl bundan sonra geldi.Heykelle birlikte diğer eserlerin de bulunduğu depo, yıkılacağı için eserlerin başka depoya taşınması gerekiyordu.
Balıkesir’den müze yetkililerin de bulunduğu taşınma sırasında meydana gelen iş kazasında (bir yetkili öyle söylüyor) o muhteşem eser kırılarak iki parçaya bölündü.
Değer biçilemeyen eser bir anda “Onparalık” oluvermişti…
Sanki heykel hamurdan yapılmış.Yaklaşık 75 santim kalınlığında, arkasında kaidesiyle birlikte yekpare ve çok sert bir madde olarak bilinen beyaz Marmara mermerinden yapılan heykel işte böyle kırılıyor ve Balıkesir’deki bir müze yetkilisi bunun adına “iş kazası” diyor.

KIRILDIĞIYLA KALDI
Yeterli tedbir alınmadığı için bir dikkatsizlik sonucu kırıldığına inandığım heykelin bu hale gelmesine neden olanlara birşey demeyecek mi?
Sonunda, Bandırma Müzesi’nin çok istediği depodaki eserlerle birlikte Tanrı Attis heykeli de bugün Bandırma Arkeoloji Müzesi’nde ama değerinden çok şey kaybetmiş bir şekilde…
Heykelin kırılmış şeklini gördükten sonra çok üzülen ve şaşkınlığını gizleyemeyen koleksiyoner Mehmet Aytekin “Tarihi parçalamışlar, affedilmezbir hata…” demekten kendini alamadı…
Aslında parçalanan heykel değil,bir TARİH idi…
YIL 2002…. Olayı haber yapan gazeteciler Abdurahman Öz,Basri Atlgener, Nail Turhan ve Önder Balıkçı da gördükleri karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler.











