Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Serhat Ozar
Serhat Ozar

ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ!

Ne büyük bir söz… “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.” Bir ömürlük tecrübe tek cümlede özetlenmiş.
Mesele davulun büyüklüğü değil, kulağın duymasıdır. Anlamak isteyen insan için tek bir bakış yeter. Bir sivrisineğin vızıltısı bile saz olur ona; “Tamam,” der, anlar. Uzatmaya gerek kalmaz.
Ama anlamak istemeyen insana ne derseniz deyin, anlamaz. Bağırsanız, çağırsanız, önüne belgeler koysanız yine de anlamaz. Çünkü mesele duymamak ya da görmemek değil, işine gelmemektir.
Bir Bakış Yeterdi…
Bakın çevrenize: Bir baba evladına bir bakış atar; evlat anlar, “Tamam baba,” der. Bir usta çırağına “Oğlum,” der; çırak anlar, hatasını düzeltir. Bir dost dostuna susar; öteki anlar, “Kırdım galiba,” der.
Kısacası akıllı insanlara lafı uzatmaya gerek yoktur. Yarım kelime sorunları çözer. Onlara sivrisinek saz olur çalar; onlar anlar ve yollarına devam ederler.
Bir de öteki tipler vardır ki anlatırsınız, bir türlü anlamazlar. Örnekler gösterirsiniz, ayaklarına kadar gider anlatırsınız, “Yanlış yapıyorsunuz,” dersiniz; yine de anlamazlar. Bana göre karşındakini anlamak için önce niyet gerekir. Niyet yoksa davul da boş, zurna da boştur.
Mesela koca koca adamlar görüyoruz; iş, güç, makam, mevki sahibi… Ama laftan, uyarıdan, ikazdan anlamadıkları için işin sonunda duvara tosluyorlar. Arkasından da “Beni niye uyarmadınız?” diyorlar. Halbuki kaç davul çalındı onlara, kaç zurna öttü, farkında bile değiller.
Bu Şehrin En Büyük Sorunu
Bakın, bu şehrin en büyük sorunu nedir biliyor musunuz? Sivrisinek sazını duyan azaldı, davul zurnaya olan ihtiyaç çoğaldı. Herkese bağırmak gerekiyor. Herkese kırk kere anlatmak gerekiyor. Halbuki bir bakışta anlaşılacak işler bunlar.
Sadece özel araçlarınızdan inip halkın içinde olmak; şehrin caddelerini, sokaklarını, çarşısını bir güzel dolaşıp vatandaşın sıkıntısını, çilesini görmek lazımdır.
* Biz zaman zaman uyardık: “Bu güzelim şehir hayvan kokuyor, toz toprak kokuyor, bacalardan sızan kimyasal gazlar kokuyor. Şehirde kanser hastalığı ellili, kırklı yaşlara düştü,” dedik; anlatamadık.
* “Çarpık kentleşmenin sonucunda şehirde büyük bir otopark sorunu var. Caddeler, sokaklar, kentin her yeri çift taraflı araç işgali altında,” dedik; anlatamadık.
* “Şehir içi trafiği sürücülere de yayalara da tam bir çile,” dedik; anlatamadık.
* “Şehir içi toplu ulaşımda sıkıntılar her geçen gün artıyor,” dedik; anlatamadık.
* “Caddeler, kaldırımlar pislik içinde dökülüyor; vatandaşa dar geliyor,” dedik; anlatamadık.
* Son olarak, “Belediyeler halkındır; halka ait olan belediye mülkleri satılamaz,” dedik. Ne yazık ki evlatlarımızın geleceği parsel parsel satılıyor, kimseye anlatamadık.
Duymayanlara, anlamayanlara, anlamak istemeyenlere ne desek boş. Yorulduk… Vallahi bu şehir için davul çalmaktan yorulduk. Şehir kimlerin umurunda? Herkes bildiğini okuyor, gören yok.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER