Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Eren Tüm
Eren Tüm

Gökten Üç Taş Düştü

Bilekler kan içinde dişler kenetli 

ayaklar çıplak 

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak 

Bu cehennem bu cennet bizim!” * 

 

bir  

Başkasının çizdiği sınırların içinde debeleniyordu. İleri doğru koşuyor, karşısına bir çit çıkıyordu. Sola koşuyor olmuyordu, sağa yöneliyordu yetmiyordu. Her defasında çitlerle çevrili aynı toprak parçasının üzerinde kalıyordu. Yere çöktü; yüzünde derin bir mutsuzluk vardı. Toprağı kazmaya başladı. Kazdıkça derinleşiyordu toprak. Gözü dönmüşçesine kazıyordu. Bunu neden yaptığını bilmiyordu. Madem buradan çıkış yoktu, burası da değişecek, dönüşecekti. Çirkin bir toprak parçası olacaktı. Uzaktan bakanlar ne kadar da kötü bir yer diyeceklerdi. Kafasına takmıştı bir kere; böyle böyle her yeri kazmaya başladı. 

Çitlerin dışından bir ses geldi: “Civannn!” 

Ses annesinin sesiydi. İrkildi. Yüzü kırmızıya dönmüş, terden sırılsıklam olmuştu. Annesine baktı, sonra çitlerin arkasındaki yola. Kamyonlar peşi sıra ilerliyordu. 

iki  

Bir ayakkabının bağları gibi tutunmuşlardı birbirlerine sımsıkı. Kalbinde bir sıkışıklık; öbür dünyayı boylamaya bir nefes kalmış gibiydi. Tedirginliği iliklerine kadar hissediyor ama bu duyguyu tanımlayamıyordu. Kamyon çukura girdikçe yerinde zıplıyordu. Her zıplayışında elindeki oyuncağını sımsıkı tutuyordu. Oyuncak arabası düştükçe kendisi de kamyonun kasasından düşecek gibi hissediyordu. Çok uzaklardan gelen uğultuları duymamak için kulaklarını kapatıyordu. Kulaklarını kapatmasa insanlığın tüm kiri içeri girecek gibiydi. Kazdığı çukurlar kadar çirkindi o insanların söyledikleri. O ise kamyon kasasının sınırlarından dışarı çıkamıyordu. Gökten elma değil taş düşüyor gibiydi. Taş vücudunun bir noktasına çarpmasın diye olduğu yerde ufalıyordu. 

üç  

Gözlerini açtığında güneşin erken doğduğu topraklarına varmışlardı. Mevsimin içinde işçiydi ailesi. O mevsim, başka topraklarda gökyüzünü siyaha yama yaparken kendi topraklarında güneşi doğurmuştu. Civan, ailesiyle birlikte kamyonun kasasından indi. Annesinin elini bıraktı. Uçsuz bucaksız topraklarda güneşe doğru koşmaya başladı. 

Bir yaz mevsiminde, insanlığın sınırsızlığı birilerinin çizdiği sınırlara mağlup olmuştu… 

*Davet şiiri, Nazım Hikmet 

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER