Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Eren Tüm
Eren Tüm

DAR GEÇİT

“Damlayan su taşı deler; taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir.”*

Musluğun ağzında su toplanıyor, lavaboya damla olarak düşüyordu. Belirli aralıklarla bu döngü devam ediyordu. Ben de düşen damlanın çıkardığı sesi takip ediyordum. Odağımı başka bir konuya vermek istesem de o ses beynime çarpıyordu. Biraz nefes almama izin veriyor, sonra tekrar kendini hatırlatıyordu. Bir tamirciyi çağırmanın çözeceği bir sorundu. Ama ben sorunu çözmek yerine, bu döngünün zihnimde açtığı yolda yürümeyi tercih ediyorum.

Bu, saat gibi kulağı tırmalayan sürekli bir ses değildi. Tam tersine, aralıklarla gelen ama her gelişinde varlığını hissettiren bir ritmi vardı. Su bir yerde birikiyor, çoğalıyor ve sonra tek bir damla olarak düşüyordu. Bu düşüş, sadece bir ses değil; biriken şeylerin kendini hatırlatma biçimiydi. Arada insana nefes aldıran, “oh be” dedirten bir boşluk bırakıyordu.

İnsan da içindekileri biriktirir. Günlük yaşamın içinde başka insanlara dokunur, değer verir, başkaları ile etkileşim içinde olur. Her şeyden bir parça alır. Bazen bir ılık rüzgâr eser, bazen de kar boran olur hayatında. Bir kar topu gibi ilerlerken acıları da mutlulukları da yanına katar insan. Hepsi kendi varlığında cisimleşir. Damlanın yere düştüğü gibi insan da hayata akar.

Belki de son zamanlarda kendimi dar geçitlerde yürüyor gibi hissetmemin sebebi de buydu. Biriktirdiklerim çoğalmış, içimde ağırlaşmıştı. Boğucu bir karanlıkta yürüyordum. Birinin bittiği yerde, başka bir darlığın içinde sıkışıyordum sanki. Bir açıklık bulmam gerekiyordu. O açıklık bana nefes aldıracaktı. Başka bir yola sapmadan bunu başaramayacak gibiydim.

Hayat karşısında gösterdiğimiz ya da gösteremediğimiz her reflekste, işte bu biriktirdiklerimiz gizli. Amacım sorumluluğu başkalarına yüklemek değil. Acılarımızda ve mutluluklarımızda çevremizin etkisi kadar kendi payımızı da görmeliyiz. Yokuş aşağı düşerken suç sadece bizi iten kuvvete ait olamaz; o yokuşun başında bizzat kendi adımlarımızla durduğumuz gerçeğini unutmamalıyız. Bu gerçeği bilmek içimi rahatlatıyor, her ne kadar hayatı her an nefes kesici kılmasa da…

O sırada damla düşmeye devam ediyordu, akan su birikiyor ve yeryüzüne karışıyordu.

Anladım ki beni o dar geçitten kurtaracak olan şey, yine o kaçtığım yokuşun başıydı.

*Latin Atasözü

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER