Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Eren Tüm
Eren Tüm

Baret Çerçeve Damlacık

Aşağıda ölüm var, yukarıda açlık. Aşağıdaki ölüm olasılık, yukarıdaki açlık kesin…” *

bir

Üşüyordum. İçimde bir ürperti vardı, gitmiyordu. Sarılmak istiyordum tüm gövdemle babama. “Ne kadar seviyorsun?” sorusuna cevap verir gibi açıyordum kollarımı. Ama bir boşluk kalıyordu. O boşluğu dolduracak bir ses arıyordum. O sesi haber kanallarında, ülkemizin başkentinde duyuyordum.

Babam ve arkadaşları, çıplak bedenleriyle yüksek sesle konuşuyordu. Televizyonda yazan yazıyı önce heceleyerek, sonra yüksek sesle okuyordum: Madenciler açlık grevinde. Yazıyı okuduğum anda içimdeki boşluk derinleşiyordu.

Sofradaki zeytin, peynir ve ekmek… taş kesiliyordu. Babamın duvardaki resmine bakıyordum. Başında bareti vardı, yüzü siyaha bulanmıştı. Resme doğru koşuyordum. Onu duvardan alıyordum. Kollarımı kocaman açıp çerçeveye sarılıyordum. Sarılamadığım babamın yerine… Çerçevenin farklı yerlerinde damlacıklar oluşmaya başladı.  Gözlerim ıslanmıştı.

iki

Kızım uyuyordu, onu uyandırmaya kıyamadım. Saçından yavaşça öptüm. Gece vardiyasına giderken de uyandırmaya kıyamazdım onu. Ama bu sefer farklıydı. Uzun bir yolculuğa çıkıyordum; belki de dönüşü olmayan bir yolculuktu bu.

Uzun zamandır maaşımı alamıyordum. Eve her gelişim huzursuzluk ve tedirginlik taşıyordu. Çocuğumun her isteğine verdiğim olumsuz cevap içimi daraltıyordu. Yerin derinliklerinde biriktirdiklerim birilerinin sofrasını büyütürken, benim ve ailemin sofrasını eksiltiyordu. Bu yüzden çıktım yola.

Kızım çok küçüktü. Ona nasıl anlatacağımı bilemedim. Hiçbir şey söylemeden çıktım. Yürümemiz gereken bir yolda yürümeye başladık. Yürüdükçe ayaklarımız şişti, yaralar açıldı. Yara aldığımız için çıktığımız bu yürüyüşte yeni yaralar biriktiriyorduk. Ama kararlıydık. Geri dönüş yoktu.

Ankara’ya vardık. Açlığımızı duyurmanın bir yolunu aradık. Bir parkın ortasında, çıplak bedenlerimizle açlık grevine başladık. Karanlık birden çöktü. Seslerimiz karanlığa çarpıp geri dönüyor gibiydi. Bir ürperti hissettim. Kızımı düşündüm. Beni göremediğinde ne düşündü acaba?

Kızımın okula aç gitmemesi için mücadele ediyordum. Bir gün bunu anlayacağını umut ediyorum.

Sonra baretimi elime aldım. Baretimin farklı yerlerinde damlacıklar oluşmaya başladı. Gözlerim ıslanmıştı.

üç

İşçi çocukları da zengin çocukları kadar sevimlidir. Tek fark sofralarındaki eksikliktir.

Doruk maden işçileri günlerdir, sadece emeklerinin karşılığında hak ettikleri maaşlarını alamadıkları için açlık grevindeler. Terazi onların lehine ağır basacak, biz seslerine ses olabilirsek…

  • Zonguldak’tan bir madenci
YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER