18.10.2018 - Banses Gazetesi - Bandırma Güncel Haber

Siyasete kısa bir ara “yaşasın sanat” 04/10/2018

Tufan Dalgıç

Yazarın şu ana kadar yazılmış 120 makalesi bulunuyor.
Paylas

Bandırma’da 1-7 Ekim tarihleri arasında düzenlenen “Kitap Günleri” bir nebzede olsa siyasi yazılara ara verip nefes almamızı sağladı. Kuşkusuz birbirinden değerli ünlü isimlerin yanı sıra Bandırmalı yazarlarda söyleşiler düzenleyerek yazın serüvenini Bandırmalılara anlattı. Benim sürüp giden bu etkinlikte dikkat çekmek istediğim ise 98 yaşındaki Bandırmalı Yazar Pakize Başaran. Henüz kitaplarını okuma şansı bulamadığım Başaran, adeta bir çınar gibi gölgesiyle kürsüye çıkarak yazarlığa başlama serüvenini bizlere güzelce anlattı. Anlatmanın ötesinde dinleyicilere bir de güzel bir sürpriz yaparak yazdığı şiirleri okudu. 1951 yılından bu yana şiirler, öyküler yazan Başaran, 15 kitaba imza atmış. İstanbul’da noter kâtipliği yaptığı dönemde boş kaldıkça öykülerini, şiirlerini bir kenara not ettiğini ve ardından eve gittiğinde temize çektiğini kendine özgü sevecen üslubu ile bizlere güzelce anlattı. Kadın olmak, yazma isteği ve insanın kendine inanması nasılda bir anda dünyayı değiştirebilecek bir adım haline geliyor. İşte, 98 yaşındaki Pakize Başaran’ın hikâyesinde kendi dünyasını değiştirirken yazdıkları ile de başkalarının yaşamına dokunabilmesi bana mutluluk verdi.  Bizler genelde yazarları tanımadan kitaplarını okuyor ve onlarla tanışmak istiyoruz, bazen bu durum bir hayal kırıklığı ile son buluyor. Ben bu konuda bir istisnaya imza atacağım ve tanıdığım, sözünü duyduğum Pakize Başaran’ın bir öykü kitabına en kısa zamanda ulaşacağım.

AİLE BOYU SANATLA YAŞAMAK

Pakize Başaran’dan bahsederken çocuklarını es geçmek kuşkusuz Türk sinema tarihine ihanet olur. Oğlu, ünlü yönetmen Tunç Başaran, kızı sinema ve tiyatro oyuncusu Meriç Başaran. Her ikisi de annelerinin söyleşisinde onu bir an için bile yalnız bırakmadılar. Sanatın genetik bir yanı olup olmadığını bilmem ama ailede birileri çocuklarına edebiyat, şiir daha doğrusu sanat penceresini aralayabilmeli. Belki de Başaran, çocuklarına sanatın kapılarını açtığı için her ikisi de Türk sinema tarihinde önemli iki insan oldu. İyi insanların, insana ilişkin hep söyleyeceği bir şeyler vardır. Tunç Başaran da söyleyeceklerini görsel bir ustalıkla bugüne kadar bizlere ulaştırdı. “Uçurtmayı Vurmasınlar” filminde her şey rağmen umudu ve direnmeyi hep birlikte izledik. “PianoPiano Bacaksız” filmi ise “yoksulun yoksulluğundan başka paylaşacak şeyi yoktur” dedirtirken kardeşçe ve dostça bölüşebilmenin önemli bir değer olduğunu anlattı bizlere. “Hızır“ın yetişmesi aslında bir metafor değildi, her insanın sahip olması gereken bir erdemdi. Birçok filmin okumasını amatörce yapmak kuşkusuz bizim dünyaya bakış açımızla ilgilidir. Ancak Türkiye’de iliklerimizi kemiren yalnızlık üzerine çekilen en iyi film “Biri ve Diğerleri”dir.

Meriç Başaran da tiyatrodan yetişen ve birçok dizide, filmde yer alan önemli oyunculardan bir tanesi. Yazmayı gözümde büyütmüyorum ama bir sahnede ya da film setinde bir başkası olabilmek bana imkansız gibi geliyor. Meriç Başaran’ı, Muzaffer İzgü’nün yaşam öyküsünü anlattığı aynı isimli eseri “Zıkkımın Kökü”  filminde ilk kez izlemiştim. Memduh Ün’ün bu filminde anne karakterine can veren Meriç Başaran’ın ve o ailenin yaşadıklarına her izleyen gibi gözyaşları döktüm.

 

Sinemada beni hüzün, umut, aşk ve yalnızlık ile tanıştıran insanların annesini sahnede görmek, lirik şiirlerden insana ilişkin öykülere yol almak. 1950’lerden çıkıp 2018’de “hâlâ yazıyorum” diyen Pakize Başaran’ı görmek, “Bu ülkede daha yapılacak çok işimiz var.” dememi sağladı. Ömrümüzün gerçeği kara toprak, okunacak kitaplar çok, yazılacak hikâyelerde. Siz siz olun Pakize Başaran gibi yazın. Çalışırken boş kaldıkça bir kıyıya not edin, evin yolunu tutun. Sonra o evde kendiniz için, insanlar için, çocuklarınız için yeni bir dünya kurun. Birileri de insanlar için yenidünyalar kurmalı…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ