HEYKELE BAŞLAMAK-2 - Banses Gazetesi - Bandırma'nın Güncel Haber SitesiBanses Gazetesi – Bandırma'nın Güncel Haber Sitesi

6 Şubat 2023 - 02:02

HEYKELE BAŞLAMAK-2

HEYKELE BAŞLAMAK-2
Son Güncelleme :

25 Ocak 2023 - 5:47

Biriktirilen paralar her yıl dükkânın, evin çatı onarımına,

kiraya, vergiye giderdi. Bir türlü motosiklet parası toplanamazdı. Babam, motosikletin önüne beni, arkasına annemi bindirip gezdirecekti. Gidilecek dereler, ormanlar, göller hayallerini süslerdi. Issız yerlerdi babamın sevdiği. Dağ başlarına çıkıp, günbatımını seyretmek isterdi.

Kuşların yuvalarına, böceklerin kovuklarına saklandıkları saatleri severdi. Rüzgârın ormandaki sesi, yaprak hışırtısı, yüzünde çocuksu bir görüntü yaratırdı.

Günler geçtikçe babamın dağ başlarına gitme hayalleri hepimizi etkiledi. Ben, uçaklarla karlı tepelerin üzerinden uçmak nasıl olur diye düşünmeye başladım. Ya da bir çağlayanın üzerinden uçakla geçmek… Bulutların üstünde dolaşmak; evleri, yolları, nehirleri yükseklerden görmek kim bilir ne güzeldir!

Evle dükkân arasında geçen yıllarda bana kimse ne olmak istediğimi sormadı. Babam, iğneyle ipliğin kumaş üzerinde yarattığı harikaları bana yavaş yavaş öğretmeye başladı. Ütüyü kaldırabilecek gücüm olduğunu görünce kömür ütüsünü hazırlama işini de bana verdi. Dükkânı süpürmek, makara, düğme almak, eve balık, marul götürmek hep benim işim oldu. Derken ilkokul bitince ben dükkânın çırağı oldum. Annem de babam da bana hiç sormadılar ne istediğimi, ne olacağımı! Onlar karar vermişlerdi benim adıma. Terzilik dedemden babama geçmişti, sıra bendeydi. Dükkânla evin bana devredilmesi, dikiş makinesiyle kömür ütüsünün devredilmesi gibi oluverdi. Bir de pilli radyolar… Unutmamalıyım dükkândaki ve evdeki pilli radyoları. Bütün eğlencemiz, bütün neşemiz, haber kaynağımız, bilgi kaynağımız, hayallerimizin körükleyicisi radyolarımızı unutmamalıyım!

Dedem, beni daha okula gitmediğim yıllarda kucağına alır, turnaların nasıl uçtuğunu anlatırdı. Turnaların dostuydu. Babasına, dedesine, annesine, memleketine selâmlar yollardı. Bana türküler öğretirdi dedem. Sesi çok güzeldi. Ninemi görmedim, ben küçükken ölmüş. Onun da sesi çok güzelmiş. Dedem, saz da çalardı. “Allı da turnam” türküsünü ninemle birlikte söyleyip, semah dönerlermiş. Bütün mahalle hayran kalırmış. Dedem bana hep radyoyu açtırırdı. Türküleri hiç kaçırmak istemezdi. Kordonlu saatini yelek cebinden çıkarır, şöyle uzak tutarak bakardı. Gözleri son yıllarda iyi görmez olmuştu.

“Mustafa, türkülerin saatidir oğlum. Aç bakalım bizim şu can yoldaşı radyomuzu.”

Bir sözünü ikiletmezdim dedemin. İpek gibi yüreği vardı. Hiç insan ayırmazdı. Eli boldu. Her geleni ayakta karşılardı. Bir şey yedirip içirmeden konukların gitmesine izin vermezdi. Kışın çay kahve, yazın limonata, gazoz, koruk suyu mutlaka içirilirdi gelenlere.

Bana en güzel masalları anlatırdı. Çok atasözü bilirdi. Kuşları, böcekleri, hayvanları hep ondan öğrendim. En çok söylediği, dilinden düşürmediği şuydu:

“Bak Mustafa, ‘eline, diline, beline’ sahip olacaksın.”DEVAMI YARINA….

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.