29.05.2020 - Banses Gazetesi - Bandırma Güncel Haber

İstiklâl Madalyası-1 22/02/2020

İncila Çalışkan

Yazarın şu ana kadar yazılmış 92 makalesi bulunuyor.
Paylas

Emin caminin merdivenlerine oturdu. Güvercinlerin yemlenirken devinimlerine baktı. “İnsanlar gibi” diye düşündü. “İnsanlar gibi boğaz kavgası… Nedir bu tanrım?” Küçük bir oğlan yanına geldi. Elindeki buğday dolu tabağı uzattı.

“Dede, alsana bunu! Kuşlara sen de yem atarsın.”

Emin ak saçlarını alnından kaldırdı. Terlerini sildi. Gözlerini çocuğa çevirdi. Çocuğun sürmeli kara gözleri ışıltılıydı. Üstü başı dökülüyordu. Ayakkabılarının ucu açılmış, çorapsız parmakları görünüyordu. Elleri kir içindeydi. Yüzü de…

Ceketinin sağ cebinden para çıkardı. Çocuğa uzattı. Çocuğun gözleri kocaman açıldı.

“Dede, üstünü veremem, bozuk yok muydu?”

Emin başını salladı.

“Hepsi senin. Ayakkabı alırsın.”

Çocuk koşarak uzaklaştı. Simit satanların yanına gitti. Onlara bir şeyler söyledi. Merakla Emin’e baktılar. Ellerindeki sopalara dizdikleri simitlerle koşarak gelip Emin’in yanına oturdular.

“Dede, simit al. Bak, simitlerin hepsi tazedir.”

Emin yüzlerine baktı. Sekiz on yaşlarında ya var ya yok ikisi de.

“Sizin okulunuz yok mu bu saatte?”

Çocukların yüzü soldu. Boyunlarını büktüler.

“Böyle terlikle okula gidilmez ki… Sonra evden para beklerler.”

Emin ikisinin de ayaklarına baktı. Naylon terlikler büyüyen ayaklarına küçük gelmeye başlamıştı bile.

Elini cebine soktu. Çocukların boyunları da cebine doğru uzandı. Canlandılar, sevindiler.

“Alın,” dedi.

Çocuklar, uzatılan paralara baktı. Paraların üzerindeki sayılar bir tabladan çok simit alırdı. Ellerinde sopaya sırlanmış simitleri uzattılar. Emin ikisinden de birer simit aldı.

“Hadi, dedi. Şimdi gidin!”

Simitleri böldü. Kuşlara attı. Kuşlar yine uçuşarak kondu. Birinin kaptığını öbürü gagasıyla çekip aldı. Arkadan daha güçlü bir gaga uzandı. Bir süre böyle kapıştılar, sonra uçup gittiler.

Emin kalktı. Şadırvana gitti. Elini, ayaklarını yıkadı. Ezan okunuyordu. Minareye doğru başını kaldırdı. Ulucami bahçesinin Çınarları, dal uçlarından yeni yeşermeye başlamıştı. Bursa çarşısının ortasında, bu taşların beyazlığına, yeşil dalların ne kadar yakıştığını düşündü. Camiye girmekti niyeti. Eli göğüs cebinin üstüne uzandı. Yüreğinin yarası sızlar gibi tuttu. İstiklâl Madalyası çalınmıştı. Bunca yıl kalbinin üstünde taşıdığı İstiklâl Madalyası.

Gözleri daldı. Camiye girmeyi unuttu. Ne zaman çocukları ekmek parası peşinde görse böyle olurdu. “Biz, çocuklar okusun diye, düşmanla çarpışmadık mı?”

Cephedeki yüzbaşıyı hatırladı. Hani dev gibi iri yapılı yüzbaşıyı hatırladı. Hiç üşümeyen, hiç acıkmayan, hiç yorulmayan, hiç uyumayan yiğit, kahraman bir subaydı.

“Evlatlarım, siz yerken ben doyuyorum. Siz uyurken ben kurtuluşu düşünüyorum, içim ısınıyor,” derdi.DEVAMI PAZARTESİ SAYIMIZDA….

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ