Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kardiyoloji Uzmanı Çağlar’dan sessiz tehlike hipertansiyon için erken kontrol çağrısı

Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sabri Onur Çağlar, yüksek tansiyonun çoğu

Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sabri Onur Çağlar, yüksek tansiyonun çoğu hastada belirti vermediğini belirterek, olası risklere dikkat çekti.

Bandırma Royal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sabri Onur Çağlar, hipertansiyon konusunda bilgi verdi. Yüksek tansiyonun çoğu vakada belirti göstermediğini belirten Çağlar, kontrolsüz seyreden hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sonuçlara yol açabildiğini bildirdi. Çağlar, toplumda doğru bilinen yanlışlara ve risk faktörlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Hipertansiyonu “sessiz ama tehlikeli” bir hastalık olarak tanımlayan Çağlar, kalbin çalışma kapasitesine dikkat çekti. Kalbin dakikada yaklaşık 5 litre, günde ise yaklaşık 7 ton kan pompaladığını, oluşan basıncın damar sistemi açısından önem taşıdığını belirtti. Hipertansiyonun çoğu hastada belirti oluşturmadığını belirten Çağlar, hastalığın bu nedenle sinsi seyrettiğini söyledi. “Maalesef birçok hastada hiçbir şikayet olmuyor. Ancak kontrolsüz tansiyon; kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve hatta görme kaybı gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.”dedi.
Belirti görülmemesinin en büyük risk olduğuna işaret eden Çağlar, bazı hastalarda baş ağrısı, ense bölgesinde ağrı ve baş dönmesi görüldüğünü ancak yaygın tablonun şikayetsiz seyrettiğini belirtti. “Şikayetim yok, iyiyim” anlayışının önemli bir yanılgı olduğunu kaydetti. Genç yaşta görülen kalp krizi ve beyin pıhtısı vakalarında kontrolsüz tansiyonun etkili olabildiğini bildirdi.
“AİLEDE TANSİYON HASTALIĞI VARSA RİSK ARTIYOR”
Genetik yatkınlığın önemli bir risk faktörü olduğunu belirten Çağlar, “Ailede tansiyon hastalığı varsa risk artıyor. Ancak yüzde yüz olacak diye bir kural yok. Yaşam tarzı burada belirleyici.” diye konuştu. Aşırı tuz tüketimi, hareketsiz yaşam, kilo artışı, stres ve uyku düzensizliği risk faktörleri arasında yer aldı. Gizli tuz tüketimine dikkat çeken Çağlar, yalnızca yemeklere eklenen tuzun değil; peynir, zeytin, turşu ve paketli gıdalardaki tuz oranının da yüksek olduğunu belirtti. “Bir kişi tuz kullanmadığını söylese bile aslında günlük ihtiyacının çok üzerinde tuz alabiliyor” diyen Çağlar, hazır ve katkılı gıdaların tansiyonu yükselttiğini vurguladı.
“TANSİYON İLAÇLARI BAĞIMLILIK YAPMAZ”
Tansiyon ölçümüne ilişkin bilgi veren Çağlar, ilk değerlendirmede iki koldan da ölçüm yapılması gerektiğini bildirdi. İki kol arasında 1-2 puan farkın normal kabul edildiğini, hangi kolda değer yüksek çıkarsa takiplerin o koldan yapılması gerektiğini söyledi. Tansiyon ilaçlarına ilişkin sorulara da değinen Çağlar, “Tansiyon ilaçları bağımlılık yapmaz. Asıl tehlike kontrolsüz yüksek tansiyondur. İlaçlar organları korur.” dedi. Yaşam tarzı değişikliği ile bazı hastalarda ilaç dozunun düşürülebildiğini ya da tedavinin sonlandırılabildiğini, bu kararın hekim kontrolünde alınması gerektiğini kaydetti.
“HER EVDE BİR TANSİYON ALETİ OLMALI”
Evde tansiyon aleti bulunmasının önemine işaret eden Çağlar, “Her evde bir tansiyon aleti olmalı. Şikayet olmasa bile ara ara ölçüm yapılmalı. Kalbimiz durmadan çalışıyor; biz de ona gereken önemi vermeliyiz.” dedi. Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli egzersiz ve stres yönetiminin tansiyon kontrolünde temel unsurlar arasında yer aldığını bildirdi.

HABER MERKEZİ