Bandırma Demokrasi Platformu, savaşların yol açtığı yıkıma dikkat çekerek demokrasi, eşitlik ve kardeşlik temelinde barış talebini dile getirdi.
Bandırma Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Platform Dönem Sözcüsü Av. Serdar Polat tarafından gerçekleştirilen açıklamada, dünyada ve Türkiye’de barışın sağlanmasına yönelik talepler dile getirildi.
Açıklamada savaşların yalnızca silahlı çatışmalarla sınırlı olmadığı, savaş politikalarının yoksulluk, göç, ayrımcılık ve ırkçılık gibi sorunları da büyüttüğü belirtildi. Barışın siyasi iktidarların dönemsel çıkarlarına göre şekillendirilemeyeceği vurgulanan açıklamada, insanların kimliği, dili, inancı, düşüncesi veya yaşam biçimi nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir toplumsal düzen çağrısı yapıldı.
Platformun açıklamasında ayrıca savaş ve silahlanma için ayrılan kaynakların eğitim, sağlık, çocukların geleceği, doğanın korunması ve toplumsal refah için kullanılması istendi.
Barış çağrısında bulunan Polat, şunları söyledi:
“1 Eylül Dünya Barış Günü; dünya halklarının emperyalist savaşların yıkımına karşı birlik olduğu, barışın ertelenemez gerekliliğini vurguladığı ve faşizme karşı direnişin simgesi olan gündür. Bugün dünyada ve coğrafyamızda tırmandırılan şovenizme, ırkçılığa ve aşırı sağ politikalara karşı barışı savunmak, faşizme ve emperyalizme karşı mücadelenin tarihsel mirasına sahip çıkmaktır.
Emperyalizm; doğal kaynakları yağmalayan, halkları etnik ve mezhepsel olarak bölerek birbirine düşman eden, toplumsal adaleti yok eden, barışı imkânsız kılan bir sömürü düzenidir. Emperyalist savaşların ve silahlanma yarışının faturası ise her zaman olduğu gibi halklara kesilmektedir. Silahlara ve savaş bütçelerine aktarılan devasa kaynaklar; yoksullukla, yüksek enflasyonla ve kamusal harcamaların kısılmasıyla finanse edilmektedir. Bu nedenle barış talebi, aynı zamanda ekonomik adalet ve emek mücadelesidir.
Savaşlar yalnızca bombalarla ve silahlarla yapılmıyor. Savaş politikaları; yoksulluğu, göçü, ayrımcılığı, ırkçılığı ve halklar arasındaki düşmanlığı da büyütüyor. Milyonlarca insan savaşlardan kaçarak yaşamını sürdürmeye çalışırken, göçmenler ve mülteciler üzerinden nefretin körüklenmesini kabul etmiyoruz.
Barış; siyasi iktidarların dönemsel çıkarlarına, kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara göre şekillendirilemez. Gerçek barış, ancak halkların eşit, özgür ve güvenceli yaşam hakkı zemininde kurulabilir.
Bugün Türkiye’de iç barışın sağlanması, şiddetin ve terörün sona ermesi kuşkusuz ülkemizin en temel ihtiyaçlarından biridir. Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren, savaş halini normalleştiren emperyalist politikalara, etnik ve mezhepsel ayrışmalara karşı en güçlü panzehir, demokrasi ve insan haklarıdır.
Barış, yalnızca silahların susması değildir. Barış; insanların kimliği, dili, inancı, düşüncesi ya da yaşam biçimi nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı; herkesin eşit, özgür ve güven içinde yaşayabildiği bir toplumsal düzen demektir.
Dünyanın kaynaklarının savaşa ve silahlanmaya değil; eğitime, sağlığa, çocukların geleceğine, doğanın korunmasına ve insanların refahına ayrılmasını istiyoruz.
Bizler, Bandırma Demokrasi Platformu olarak savaşın, işgalin, ayrımcılığın ve halklar arasındaki düşmanlığın karşısında; barışın, demokrasinin, eşitliğin ve kardeşliğin yanındayız.”
Konuşmanın ardından güvercinler, barış çağrısında bulunarak gökyüzüne bırakıldı.
HABER MERKEZİ

