18.10.2018 - Banses Gazetesi - Bandırma Güncel Haber

MİRZA NEDEN BOSTANCI’YA DOĞUM GÜNÜ SÜRPRİZİ YAPTI? 29-11-2017

Tufan Dalgıç

Yazarın şu ana kadar yazılmış 120 makalesi bulunuyor.
Paylas

Bu yazının konularından ilki,  Adalet ve Kalkınma Partisi İlçe Başkanı Alp Bostancı’nın 27 Kasım olan doğum gününde komisyon üyeleri ve Belediye Başkanı Dursun Mirza’nın bir pasta ile Alp Bostancı’nın doğum gününü kutlaması. Öyle ya, “Birbirlerini hemen her alanda eleştiren bu iki siyasi partinin önemli insanlarını bir doğum günü kutlamasında mutlu eden ne?” sorusu akıllara geliyor. Örneğin,
CHP’nin, AKP’nin bir konuda desteğine ihtiyacı var da o yüzden mi böyle bir sürpriz doğum günü düzenlendi?  Komisyondan oy birliği ile geçirilmesi gereken bir madde varda o nedenle mi gönül almak için bu doğum günü kutlamasını yaptılar?

Bu yazdıklarımı ciddi bir biçimde yazsam ve belki de birkaç madde ile güçlendirsem birçok insanın ilgisini çekecek bir yazı çıkabilirdi ortaya. Kısacası komplo teorilerine karşı ilgimiz sonsuz. En insanı davranışların altında bile bir “bit yeniği” arıyoruz. Yazıyı bir komplo teorisi üzerine kurmayacağım. Başkan Mirza ve CHP üyelerine bu nazik davranışları nedeniyle teşekkür ederek, Alp Bostancı’nın da aynı nezaketle bu kutlamadan duyduğu mutluluğu dile getirmesi belki siyaset adına değil ama insani değerlere birlikte sahip çıkmak için güzel bir örnek oldu. Bir yaşıma daha girdim vallahi (!).  Doğum günlerinde insanlar kendilerini özel hissetmek ister ve 27 Kasım da Bostancı’nın kendi için en özel günü. İnsani değerlerimiz bir gün siyasi kaygılarımızın önüne geçecek, en azından geçmesini umut ediyorum. Rahmetli Susurluk Eski Belediye Başkanı Tahsin Bozoğlu’nun insanların birlikteliğine ilişkin güzel bir sözü vardı, “Seçimler bittikten sonra biz yine cenazelerimizi birlikte kaldırıp, düğünlerimizi birlikte yapacağız” diye. İşte aslında hayat dediğimiz bu kadar basit…

PRAGMATİZM NEREYE KADAR

12 Eylül’den bize miras “24 Kasım Öğretmenler Günü” nü ardımızda bıraktık. Birçok yazımda bu günün 12 Eylül darbesinin acısını çeken insanlarca kutlanmaması gerektiğini söyledim. Söylemeye de devam edeceğim. Popülist olmak adına “artık kanıksandı” demek yerine birileri de çıkıp, 24 Kasım’da darbecilerin öğretmenlere nasıl zulüm ettiğini anlatsa ne güzel olur. Ancak Türkiye’deki sol anlayışın birçok konuda olduğu gibi 24 Kasım konusunda da çoğunluğun eğilimine uyduğunu görebiliyoruz. En üzücü olan da o zindanlarda hayatının baharını bırakmış olanların bugünü kutlaması. Daha önce Dursun Mirza’ya bu eleştirileri yönelttim, değişiklik olmadı. Ancak Ozan Onur’u “Öğretmenler günü” kutlarken görmek belki de benimle birlikte bir çok insan için ciddi bir travma oluşturacak. Çünkü Ozan Onur’u, Mirza ve diğer sol siyasetçilerden ayıran özellik TİP’li olması. TİP’in sol geleneğe verdiği katkıyı ve duruşunu anlatmaya sayfalar yetmez. Küçücük bir örnekle, 1977 1 Mayısı’nda yaşanan katliamın ardından, 1978’de 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarının yasaklanması üzerine, 300 genç ile birlikte sokağa çıkan bir TİP vardı ve başlarında BEHİCE HANIM (literatürde Behice Boran denmez) şimdi, değerli Ozan Onur, bilincinde yaşattığın BEHİCE HANIM’a darbenin ürünü olan 24 Kasım’ı kutladığının hesabını nasıl vereceksin? Bir siyasetçi çıksın da, “Zindanlarda öldürülenlerden, yıllarca mesleğinden koparılan öğretmenlerden, üniversitelerde kıyım yapıldıktan sonra bir gecede profesör ilan edilenlerden, derse girecek öğretim üyesi kalmayınca, asistanları resmi şekilde derslere sokmak için “YRD. DOÇ.” diye dünyada benzeri olmayan bir unvan oluşturmalarından da bahsetsin.” Bir öğretmenler gününü de darbenin bize yaptıklarını anlatarak kutlayalım. İnsanlar öldü, hayatlar yıkıldı… Hatırladınız mı ?

O HEDİYEYİ ALMAYIN ÖĞRETMENLER

Benim “Öğretmenler Günü” konusunda dikkat çekmek istediğim bir diğer noktada hediyeler. Bildiğiniz gibi çocuklar ya da veliler bugünü yalnızca karanfil ile geçiştirmiyor. Pahalı hediyelerin de öğretmenlere verildiğini duyuyoruz. Bu duruma mesleki açıdan bakıldığında etik olmadığı gibi çocuklarda  “yokluk” denen kavram yerleşmediği için travmalara neden oluyor. Çocuklar, biz fark etmesek bile rekabet içindeler, öğretmene verilecek pahalı bir hediye de aslında bu rekabetin bir sonucu.  Çocuklar kendilerini öğretmenlerine “pahalı bir hediye” alamadığı için yoksun hissetmesin. O hediyeleri almayın veliler, o hediyeleri almayın öğretmenler…

NOT: Milliyet gazetesi yazarı Gökçer Tahincioğlu işkence ve zaman aşımlarını köşesine taşıdı “Dayak faslı bahçede yeniden başlarken İlhan Erdost, bir daha görmeyeceği kızlarını anımsadı: ‘Küçük kızımı uyandırmadan geldim, dövmeyin daha fazla.”

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ