20.07.2019 - Banses Gazetesi - Bandırma Güncel Haber

Karboksipunctur Zayıflamada Dördüncü Boyut 15/04/2019

DR.FEVZI OZGONUL

Yazarın şu ana kadar yazılmış 51 makalesi bulunuyor.
Paylas

Karboksipunctur zayıflama tedavisinin mantığı nedir ?
CEVAP : Dünya üzerinde obez olan canlılar vardır. Bu canlılar ya kış uykusuna yatan veya kurak bölgelerde yaşayan ancak belirli zamanlarda yiyecek bulabilen
canlılardır. Bu canlılarda genel vücut yapısına ek olarak depo yağ kitleleri mevcuttur. Aslında yağ hücreleri gerektiğinde kendisini 40 katına kadar büyüterek içlerinde
yağ depolayabilirler. İşte bu tür canlılar yiyecek bulamadıkları dönemde biriktirdikleri yağ depolarını kullanarak hayatta kalabilirler ve bir sonraki bolluk dönemine kadar
bununla idare ederler. Fakat insanoğlu aslında dünya üzerinde en kolay yiyecek bulabilme konumuna sahipken kendi vücudunu istemeden obez mantığa
sokabilmektedir. Hatta evcilleştirdiği hayvanları bile, örneğin kedi, bu mantığa sokarak obez yapabilmektedir. Burada maalesef atladığımız bir konu vardır ki bu çok
önemli, insan vücut çalışma mekanizması obez düşünceye göre hareket etmemektedir. Kış uykusuna yatan bir ayı yı örnek alalım. Ayı uyuduğu aylar boyunca yemek
yemeden sadece depoladığı yağ dokusunu kullanarak haytta kalabilir, fakat şişman bir insanı uyutursanız ÖLÜR. Çünkü insan vücudunun depoladığı yağları
kullanabilmek ve hayatta kalabilmek gibi bir becerisi yoktur. Aslında diyet yaparken bile bu yağları kullanamaz öncellikle kas dokusunu sonra destek yağ adını
verdiğimiz cilt altı yağlarını kullanır. O nedenle diyete başladığımız ve hızlı kilo verdiğimiz dönemde kas, su ve destek yağ dokularını kaybederiz. O nedenle kaslarımız
zayıflar, yüzümüz çöker cildimiz sarkar, fakat asla o göbekten, basenden ve selülitlerden kurtulamayız. Aslında vücudumuz hatalı bir uyarı sonrası depoladığı yağları
kullanmayı istemez. Bunu kullandığında atık maddeler çok olduğu için bunu en sona saklar ve ancak mecbur kaldığında kullanır. Mecbur kalmamak için de siz diyete
başladığınızda size karşı savaşmaya ve sizi tekrar yiyecek bulmaya , yani yemek yemeye zorlar. Çok acıktırır, strese girer , metabolizma hızınızı düşürerek sizi halsiz
bırakır. Hatta bazen kıtlık sendromunda olduğu gibi hiç yemek almasanız bile suyu enerji olarak kullanmaya çalışarak size bir gram bile kilo verdirmez. Kısaca su içsem
yarıyor sözü gerçek olur. Vücudunuzla yaptığınız bu inatlaşmayı mutlaka vücudunuz kazanır ve siz eninde sonunda diyeti bırakarak hızla kilo almaya başlarsınız. Zaten
bu inatlaşmayı sizin kazanma gibi bir lüksünüz olamaz, eğer çok inatlaşırsanız son kalan depo yağ enerjisini de kullanırsınız ve ÖLÜRSÜNÜZ. ( Anorexia ) . Vücudunuz
artık iflas etmiş ve yediğiniz besinleri enerjiye dönüştüremez hale gelmiştir. Zayıflama ve kilo kaybı devam eder ve siz kazandığınızı düşündüğünüz anda hayatınızı
kaybedersiniz.
Obez canlılarının vücut mantığı çok farklıdır. Tüm canlılar ideal kiloyu hedef kabul ederken, obez tür en yüksek olduğu kiloyu hedef kabul eder. Mesela bir kaplan
uzunca bir süre avlanamazsa zayıflar fakat avlanıp yemeğe başladığında ideal kilosuna gelince durur. Bu nedenle doğadaki tüm canlıların ortalama bir kilosu mevcuttur.
Fakat sadece obez olan canlı türlerinin böyle bir ortalaması olamaz. Onlar hayatlarında ulaşabildikleri en yüksek kiloya kadar şişmanlayabilirler. İnsanoğlu da obez
mantığına büründüğünde artık iş işten geçmiştir. Bir genç kız obez mantığına yakalanarak 50 kilodan 65 kiloya çıktıysa artık vücudu onu sürekli 65 kiloda görür ve her
ekstra enerji aldığında bu kiloda sabitlemeye çalışır. Eğer bu kızımız diyet yaparsa, yani aldığı enerjiyi harcadığından az tutarsa şüphesiz ki kilo verir fakat diyeti
bıraktığı anda tekrar 65 kiloya döner. Eğer vücudunu çok zorlarsa 75 kiloya çıkar ve artık vücudun hedef kilosu 75 dir. Bunu çok spor yaparak yani aldığı enerjiyi normal
tutup sporla harcadığı enerjiyi artırsa bile, yine sporu bıraktığı anda aynı sonuçla karşılaşır. Bazı diyet yöntemleri vardır. Uzun sürede enerjiyi çok dikkatli hesaplayarak
yavaş yavaş kilo verdiren. Aylar süren bu çabanız sonucu istediğiniz kiloya erişebilirsiniz fakat belki 1-2 yıl sonra en ufak bir yanlışınızda çok kısa sürede eski kilonuza
dönebilirsiniz. Kısaca vücudu obez düşünce mantığından çıkarmadan bu kilolardan kurtulmanız mümkün değildir. Çok radikal bir karar alıp bu yağ deposunu ameliyatla
çıkarsanız bile ( Liposuction ) eğer vücudunuz obez düşünce mantığındaysa ne yapar eder sizi tekrar aynı kiloya sabitler. Karboksi puncturun mantığı burada devreye
girer. Nasıl siz vücudunuza verdiğiniz yanlış bir mesajla onu obez mantığına soktuysanız , karboksipunctur ile bu mesajı değiştirip sizi obez mantığından çıkarabiliriz.
Vücudunuza reset leme işlemi yaparak onun normal insan mantığı ile çalışmasını sağlarız. Resetleme işlemi sonrası yani karboksipunctur işlemi sonrası vücudunuz
artık hedef olarak sizin ideal kilonuzu gördüğü için sizi bu kiloya döndürmeye ve obez dönemde bozduğunuz tüm sistemleri geri tedavi etmeye başlar. Bunun için tek
ihtiyacı olan, sizin ona vermeniz gereken extra enerjidir. Kısaca Aldığınız enerji harcadığınızdan FAZLA olmalıdır. Ancak bu durumda siz tekrar yağ depolarını atarak
eski formunuza kavuşabilirsiniz. Yağ depolarını atarak dedim dikkat etmişsinizdir. Vücudumuz obez mantığında depoladığı yağları kullanamadığı için onları ancak
atarak yok edebilir. ATATÜRK’ün dediği gibi geldikleri gibi gitmeleri gereklidir. Nasıl olsa onları harcamanız mümkün değil. Eğer vücudumuz bunları bize depo olarak
koydu ise ancak kendisi geri atabilir. Burada en güzel olanı sadece bölgesel incelme yaşamamız ve sadece istemediğimiz bölgesel yağların yok olmasıdır. Kısaca kilo
kaybı sadece göbekten,basenden, selülitten, gıdıdan, fazla olan kollardan veya bacaklardan olur. Bunun yanı sıra tetiklemeye devam ettiğimiz zaman cildimiz kolajen
üreterek sıkılaşır ve siz küçülürsünüz, Organ hasarlarınız düzelir ve sağlıklı ve sıkı bir vücuda sahip olursunuz, bunu da sadece karboksipunctur sonrası kaliteli ve
doyarak yediğiniz güzel yemekler le başarırsınız.
Karboksipunctur Nasıl uygulanır?
CEVAP: Karboksipunctur kulaklar, çene altı ve kollarda bulunan özel noktalardan belirli bir sıra ile değişik miktarlarda CO2 ve O2 gaz karışımının verilmesi ile yapılır. Bu
şifreleme işlemi her seansta bir öncekinin karşılaştırılması sonucu bir bilgisayar programının yardımı ile, tespit edilen miktar ve sırayla uygulanarak yapılır. Yaklaşık 2-3
dk sürmektedir.
Karboksipunctur ne kadar süredir uygulanıyor?
CEVAP: Bu tedaviyi yaklaşık 6 yıldır uygulamaktayız. İlk olarak kendi üzerimde uyguladım ve 40 kilo verdim, halen aynı kiloda hayatıma istediğim gibi mutlu ve sağlıklı
olarak devam etmekteyim.
Karboksipunctur tedavisinin başka herhangi bir yöntemle birleştirilerek uygulanmasını öneriyormusunuz ?
CEVAP : Karboksipunctur uygulamasının başka hiç bir yöntemle birleştirilmesine gerek yoktur, tek başına yeterlidir.
koruma seansları oluyor mu ?
CEVAP : Karboksipunctur uygulamasını CO2 ve O2 gaz karışımı ile yapıyoruz bu başka bir deyişle nefes aldığımız ve verdiğimiz bir gaz karışımı. Bu uygulamayı belirli
bir seans sonrası vücudumuza öğretebiliyoruz. Aynı Pavlov’un köpek deneyinde olduğu gibi şartlı refleks oluşturabiliyoruz. Kaliteli ve kalorili beslenmeyi vücut
karboksipunctur emri olarak değerlendiriyor ve sonuç olarak ideal kiloya geldikten sonra, normal hayatınızı sürdürürken tekrar az bir kilo artışı yaşayıp vücudunuzu obez mantığına soktuğunuzda, tedavi esnasında olduğu gibi kaliteli yiyerek vücunuzu resetleye biliyorsunuz. Kısaca ideale döndükten sonra tekrar bu işlemi
yaptırmanıza ve koruma seanslarına ihtiyacınız yok. Aynı bisiklete binmeyi ve denge kurmayı öğrendiğiniz gibi. Bisiklete çok iyi binerken bir defa kaza ile düştüğünüzde
nasıl tekrar öğrenmeye ihtiyacınız yoksa, burada da tekrar karboksipunctur uygulamasına ihtiyacınız olmaz.
Diyet ve spor yapmadan zayıflanabilir diyorsunuz bu doğru mu ?
CEVAP : Dünyada yaşayan bütün canlılara baktığımızda bu canlılar ya kaçarlar, veya kovalarlar kısaca lüzumsuz yere spor yapan tek canlı bulamazsınız. Zaten tüm
yaşam koşuşturması içinde bizim de yaptığımız kaçmak veya kovalamaktan ibaret değil mi? Ekstra spora ihtiyacımız yok ki. Sadece çok hareketsiz bir yaşantımız varsa
şüphesiz ki hafif egzersizler kalp sağlığı yönünden önemlidir. Ancak unutmamalıyız, bunları sadece kalp sağlığı ve barsak hareketlerimizin düzenlenmesi adına
yapmalıyız. Günde sadece 1 saat deliler gibi koşuşturup sonrasında 23 saat oturmak da sağlıklı değildir. Bu 1 saat boyunca kalbimiz rahatlayabilir fakat sonrasında
tekrar yorulur. Kalbimiz ortalama 120 mmHg basınçla kanı pompalar ve yaklaşık 70 mmHg basınçla geri emer. Demek ki pompaladığı kanı aynı kuvvetle geri alamıyor.
Eğer bacak ve kol kaslarımızın yardımı olmazsa bu görevini yerine getirirken çok zorlanacaktır. Hepimizin bildiği gibi toplar damarlarımızda bir kapak sistemi vardır. Bu
sistem emme basma tulumba gibi çalışarak kalbe yardımcı olur. Toplar damarlarımız çevresindeki kaslarımız çalıştığında, bu damarları sıkıştırarak bu pompalama
işlemini yürütür. Bu nedenle gün içinde hareketli olmamız kalbimize daima destek olacaktır. Ayrıca hareket etmek barsak sistemimizin de daha rahat çalışmasını ve
sindirimin daha düzenli olmasını sağlar. Unutmamamız gereken bir konu da yediğimiz yani ağzımızdan giren her kalorinin vücudumuza girmiş olduğu anlamını
taşımadığı dır. Eğer barsak sistemi iyi çalışmaz sa yediklerimiz iyi emilemez ve dolayısıyla biz istediğimiz kadar yüksek enerji aldığımızı düşünelim, emilim olmazsa
dışkı ile bu enerji dışarıya atılır ve biz yine yetersiz beslenmiş oluruz. Bu nedenle hareketi ve su alımını ihmal etmememiz gereklidir. Vücudumuz çok hareketsiz ise
hareket açlığı oluşur. Bu hareket açlığını gidermenin tek yolu hareket etmektir. Uzun süre oturarak çalışırsanız , ardından yemek saati yemek yerseniz ve tekrar
oturmaya devam ederseniz kalbiniz yorulur ve beyin sizi hareket etmeye zorlamak için acıktırır. Bu açlık hareket açlığıdır. Vücudumuz ilkel düşünür, hiçbir canlının
yanında yiyecek maddesi yoktur. Vücut çok masumane bir şekilde sizi acıktırarak hareket etmenizi sağlamaya çalışır, bilmez ki sizin masanızda bir sürü aburcubur
mevcut ve siz onları tüketiyorsunuz. Hepimizin başına gelmiştir. Yemekten çok doyarak bile kalksanız hareket etmiyor hemen TV karşısına geçip oturuyorsanız, kısa
süre önce yediğiniz halde takrar acıkırsınız. Eğer bu sırada önünüzde çerez veya benzeri bir yiyecek varsa onları da tüketmeye devam edersiniz. Aslında siz hareket
açlığı çekiyorsunuz. Bu atıştımalar da sizi tatmin etmez en sonunda önünüzdeki yiyecekler bittiğinde tekrar almak için mutfağa kadar yürürseniz birden açlık hissi
kaybolur hatta buzdolabının kapağını açar sonra kapatır ben neden buraya geldim diye düşünürsünüz. Artık hareket açlığınız kaybolmuştur. Bu nedenle lütfen hareket
etmeyi unutmayalım:
Doyana kadar yemek yemeniz gerekir diyorsunuz. Peki bir oturuşta bütün masadaki yiyecekleri yiyebilen bir kişide gereğinden çok fazlasını yemesini nasıl
engelliyorsunuz ?
CEVAP : Dünyada bütün canlılar eğer bulabiliyorsalar zaten doyana kadar yemek yerler. Bebekler ve sağlıklı insanlar da bu guruba dahildir. Bebek olduğumuz
dönemde de beslendiğimizde bazen 1, bazen 1,5 bazen de 2 biberon mama yemiyormuyduk, bunun anlamı doyana kadar yemek değil mi? Bir kaplan ceylan
avladığında sadece bacağından bir ısırık alıp yarı aç olarak mı uzaklaşıyor zannediyorsunuz. Sağlıklı beslenmenin kuralı zaten doyana kadar yemek yemek değil mi?
Bunu tüm canlılar yapıyorsa biz neden yapmamalıyız. Eğer biz zaten zamanında yani sabah kahvaltıda öğlen yemekte ve ikindi vakti doyana kadar yersek, akşam
acıkmamız için bir neden kalmaz ki! Vücudumuz zaten ihtiyacından fazlasını almaz, o nedenle sağlıklı beslenen bir kişi hareket açlığı da çekmiyorsa bütün masayı
yemesi olanaksızdır. Ancak unutmamalıyız. Eğer yediğimiz besinler yeteri kadar kalori içermiyorsa yani kalori olarak çok değersiz besinlerle besleniyorsak vücudumuz
da bu açığını kapatmak için sık sık acıkır. Bu nedenle önemli olan miktar değil kalitedir.Karboksipunctur tedavisi sırasında tüm hastalarımıza önerimiz kaliteli beslenme
yönündedir, bu nedenle hiçbir hastamız bu yanlışı yapmaz.
Zayıflayan bir kişinin tekrar kilo alması imkansız diyorsunuz. Tekrar kilo almasını nasıl engelliyorsunuz ?
CEVAP : Karboksipunctur uygulamasını CO2 ve O2 gaz karışımı ile yapıyoruz bu başka bir deyişle nefes aldığımız ve verdiğimiz bir gaz karışımı. Bu uygulamayı belirli
bir seans sonrası vücudumuza öğretebiliyoruz. Aynı Pavlov’un köpek deneyinde olduğu gibi şartlı refleks oluşturabiliyoruz. Kaliteli ve kalorili beslenmeyi vücut
karboksipunctur emri olarak değerlendiriyor ve sonuç olarak ideal kiloya geldikten sonra, normal hayatınızı sürdürürken tekrar az bir kilo artışı yaşayıp vücudunuzu
obez mantığına soktuğunuzda tedavi esnasında olduğu gibi kaliteli yiyerek vücunuzu resetleye biliyorsunuz. Kısaca ideale döndükten sonra tekrar bu işlemi
yaptırmanıza ve koruma seanslarına ihtiyacınız yok. Aynı bisiklete binmeyi ve denge kurmayı öğrendiğiniz gibi. Bisiklete çok iyi binerken bir defa kaza ile düştüğünüzde
nasıl tekrar öğrenmeye ihtiyacınız yoksa, buradada tekrar karboksipunctur uygulamasına ihtiyacınız olmaz.
Zayıflamanın sadece bölgesel olduğunu , yani sadece fazla yağ olan göbek, kalça, selülit,gıdı gibi bölgelerden olduğunu söylüyorsunuz bu nasıl oluyor ?
CEVAP : Karboksipunctur uygulamasında vücudunuza ideal kiloyu hedef gösteriyoruz. Dolayısıyla vücudumuz ideal kiloda olması gereken kas, su, kemik, yağ ve organ
miktarlarını göz önüne alarak eğer eksiklik varsa kas dokusunu, kemik ve destek yağ dokusunu tamamlayıp fazla olan depo yağ dokusunu vücut dışına
atmaktadır.Fakat bu işlemi hiçbir zaman depo yağ dokusundaki enerjiyi kullanarak yapmaz. Depo yağ dokusunu kullanamadığı bir moloz olarak görüp onu vücut dışına
taşır, bunu yemek yiyerek verdiğiniz enerji ile yapar ayrıca yine aldığınız enerjiyi kullanarak hem organ hasarlarını düzeltir hem de eksik olan kas, destek yağ ve kemik
dokusunu tamamlar. Aynı eski bir bina yerine yeni bir bina yapmak isteyen mütahit gibi davranır. Önce eski binayı para harcayarak yıkıp molozunu atar sonra yeni bina
için tekrar para harcayıp yeni malzeme alarak yapar. Bu şekilde düşündüğünüzde vücudun ne kadar çok enerjiye ihtiyacı olduğunu anlarsınız. Bu nedenle tedavi
esnasında çok kaliteli beslenmeniz ve bol kalori almanız gereklidir. Aynı bir bebeğin büyümesi için gerekli enerjiyi düşünün. Bir bebeği yatağa yatırın ve yanına bir
günde tükettiği mamaları koyun hemen hemen kendisi kadar mama yemiştir. Bu yüksek enerjiye büyümek için gereksinim duyar . Siz de aynı şekilde küçülmek için
yüksek kaliteli yiyeceklere ihtiyaç duyacaksınız.
Sadece selülit şikayeti olan kişilerin de bu tedaviyi yaptırabilmesi mümkün mü ? yani sadece selülit şikayeti mi kayboluyor ?
CEVAP : Biraz önce söylediğim gibi vücut sadece ihtiyacı olmadığı yağ dokusunu vücut dışına atar. Eğer sizde sadece selülit şikayeti varsa demekki sizin sadece
selüliti atmaya ihtiyacınız vardır, dolayısıyla vücudunuz da bu tedavi esnasında sadece selüliti yok eder.
Çok zayıf olan kişilerin de aynı yöntemle kilo almasını sağladığınızı söylüyorsunuz bu nasıl mümkün olabilir ?
CEVAP : Karboksipunctur tedavisini anlatırken resetleme esnasında vücuda ideal kilo hedefi gösterdiğimizi söylemiştim. Böyle olunca eğer sizin aşırı zayıflık şikayetiniz
varsa aynı tedaviyi uygulayarak sizi şimanlatabilir ve ideal kiloya getirebiliriz.
Karboksipunctur tedavisinin herhangi bir yan etkisi var mı ?
CEVAP : Kullandığımız nefes gazı olduğu için hiç bir yan etkisi bulunmamaktadır.
Hepinize sağlıklı, mutlu ve kilo problemi olmayan günler dilerim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ